Reklam

BUNU KIRIKKALE'YE ÇOK GÖRMEYİN

BUNU KIRIKKALE'YE ÇOK GÖRMEYİN
16 Aralık 2020 - 12:18 - Güncelleme: 17 Aralık 2020 - 16:01

Açık ve net bir soru ile başlayalım;

Böyle yönetilmekten, bu seçilmişlerden memnun musunuz?

 

&&&

 

İçinde bulunduğumuz ekonomik tablo çok açık. Sıkıntım yok diyeni bulamazsınız. Darlığın, yoksulluğun artmadığını kimse söyleyemez.

Çok uzun süreye yaymaya gerek yok. Haftalık fiyat karşılaştırmaları yapıldığında zamların nasıl bir hal aldığını da herkes biliyor. Evine ekmek götüren insanın, dünden daha büyük zorluklar yaşadığı da aşikar.

Kirasını ödeyemeyenden, işini kaybedenlere kadar zincir giderek genişliyor.

Esnafın halini anlayabilmek için, en azından onunla bir gün geçirmek lazım. Çalışanı, malzemesi, kirası, vergisi, sigortası vs. sayın sayabildiğiniz kadar. 

Son elektrik dağıtım şirketlerinin bazı giderlerini de faturalara yansıtılmasıyla birlikte, elektrik faturaları iyice yük olacak. Normal tüketim giderine 27 kalem ekleme ile faturanın yükünü iyice hissedeceğiz.

Ekonomik yönden, rahatsız duymayan yok.

Sabit gelirli memur ve emekliler de hayat pahalılığını tamamıyla hisseden kesimler.

Her ay düzenli gelirleri olsa da gelirlerinin giderlerine yetmediği, 12 milyon emekliden 8 milyonunun asgari ücret altında maaş aldığını biliyoruz.

Bu şartlar altında yaşayan insanların, daha çok desteğe ve daha çok sahiplenilmeye ihtiyaç duyduğu da belli.

İnsanımızın hayat şartları zorlaştıkça, insani ilişkileri de etkileniyor. Toplumca, birbirini iten öteleyen bir yaklaşım kabul görüyor genelde.

Kendisi olabildiğince ağır bir yükün altında ezilen insan, kimsenin derdini düşünmüyor, düşünemiyor.

Böyle bir durumda, işin fert fert çözümünün mümkün olmayacağı da gerçek.

O halde ne yapılmalı? Sorusunu yöneltmekten başka çare yok.

Öncelikle;

Kendi insanına yalnız olmadığı ve bu süreçte yalnız bırakılmayacağı inancının ve duygusunun berrak bir biçimde verilmesi gerekiyor.

Yerel yöneticilerin bu konu da mutlaka adım atması şart.

Sıkıntı içinde ki esnafın halini anlamak bakımından toplantıların yapılması ve yerel yöneticiler tarafından onlardan gelen tekliflere açık olunması gerekir.

Kırıkkale Belediyesi, bu konu da adım atmamakta ısrarlı.

Hiçbir girişimde bulunmadığı gibi, kapı çalma alışkanlığı olmayan ve ortalıkta görünmeyen bir Belediye Başkanına sahip Kırıkkale.

Başka şehirlerin belediyeleri, belli bir düzeyde –kimi 250 TL, kimi 500 TL ye kadar- esnafın su borcunu üstleniyor. Kimi de beraberinde tabela vergisini üstleniyor.

Kırıkkale ‘ de esnaflarla oturup konuşmaktan bile sakınan, kendi sırçalı köşkünden çıkmayan bir yönetim anlayışı sergilenirken bunları beklemek ve istemek belki abes kaçacak.

Ancak, bu konuda kusur ne kadar Belediye Başkanında ise, o kadarda oda başkanlarında.

Belediye Başkanına talepte bulunmayan, onu zorlamayan oda başkanları olunca Belediye Başkanı da herkesi halinden memnun zannedebilir. (Bu cümleyi bir Polyanna duygusu içinde yazdım)

 

&&&

 

Yerel yönetimin bir başka hatası da, esnafları denetleyen kamu görevlileri konusu.

Pandemi uygulamalarından farklı konulara kadar, esnafı iş yerinde sürekli denetleyen kurumların, bu özel süreçte, esnafa selam verecek hal hatır soracak ekipleri de olmalı.

Şehrin valisinin “esnaf sosyal destek ekibi” gibi ekipleri oluşturup, iş yerlerine sadece hesap soran, ceza kesen kamu yaklaşımı dışında, hal hatır eden, çözüm üreten, kolaylaştıran yaklaşımı da sergilemesinden yana olduğuna inanıyorum.

 

&&&

 

Toplumların genel mana da dara düştükleri ve çaresiz kaldıkları ekonomik veya salgın süreçlerinde en önemli desteğin manevi varlıkla yapıldığını ortaya koyan dünya tarihinde bir yığın örnek var

Bunu Kırıkkale’den esirgememeli..

Kırıkkaleli’ye bu çok görülmemeli..

Bu haber 11115 defa okunmuştur.