Kolomb Kafası

Yayınlanma: 17.09.2026 - 18:02
Güncellenme: 18.09.2026 - 11:29
Haber Editörü: Ayrıntı Medya
Kolomb Kafası

Bir dizide sınıfa giren yeni ve genç kadın öğretmene, bir öğrenci saçma sapan bir aşağılamada bulunur. Bilindik bir sahne bu, ancak öğretmenin bunun üzerine yaptığı konuşma çok da bilindik değil. 

 

  “Güç nedir?” sorusuyla başlar konuşmaya. Öğretmen olduğu için ona yapabileceklerini güç üzerinden hatırlatır. Fakat konuyu Kolomb’un günlüğünden okuduğu cümlelerle sadece yerlilerin değil (öğretmen bir yerlidir), sınıftaki herkesin bu zihniyetin ezilenleri olduğunu ortaya koyarak devam ettirir. Çarpıcı bir yaklaşımdır bu. Hem de insanların kendi yaşadıkları toplum üzerinden kendileri hakkında oluşturdukları her olumlayıcı yargıyı tepetaklak edip yeniden inşa etmeyi zorunlu kılacak kadar çarpıcı bir yaklaşım. Bundan sonrası, yerleşik düşünme biçimine bir yapısökümüzorunlu kılar!

 

  “Yapısöküm (Fransızca: déconstruction), Fransız filozof Jacques Derrida tarafından geliştirilen ve metinlerdeki anlamın sabit olmadığını savunan bir felsefi okuma ve eleştiri yöntemidir.

· 

  Bir yıkım veya yok etme değildir; aksine, metnin içinde zaten var olan çelişkileri ve tutarsızlıkları ortaya çıkarır.

· Dilin ve düşüncenin temellerindeki ikili karşıtlıkları (iyi/kötü, akıl/duygu vb.) sorgular.

· Anlamın tek bir noktada sabitlenemeyeceğini, sürekli ertelendiğini savunur.”

 

  Dünyayı, dünya içindeki yerimizi, genel işleyişi, inandırıldıklarımızı, kendimizi konumlandırdığımız yeri, başkalarına bakışımızı, güç anlayışımızı... Yeni baştan toparlatan bir çözümlemedir bu yapısökümün sonu.

 

  Efendim, bir dizi sahnesinde geçen bir paragraflık konuşma neden böyle bir şeye sebep olsun ki, derseniz?

Buyurun, işte nedeni:

  

  Kolomb, Amerika kıtasına (Bahamalar'daki San Salvador Adası'na) ilk ayak bastığında karşılaştığı yerli halk olan Tainolar (Arawaklar) ile olan bu ilk temasını günlüğüne şu sözlerle aktarmıştır:

"Hiçbir silah taşımıyorlar, hatta silahın ne olduğunu bile bilmiyorlar. Onlara kılıçlarımızı gösterdim, bilgisizliklerinden ötürü kılıçları keskin tarafından tutup ellerini kestiler. Demirleri yok, mızrakları demirsiz değneklerden ibaret, bazılarının ucunda balık dişi var..."

 

  Kolomb, günlüğünün devamında yerlilerin ne kadar "barışçıl, uysal ve silahsız" olduğunu vurguladıktan hemen sonra, "Sadece 50 adamla tüm bu insanları kolayca boyunduruk altına alabilir ve her istediğimizi yaptırabiliriz" notunu düşmüştür. Bu durum, daha ilk günden başlayan sömürgecilik ve köleleştirme zihniyetinin de önemli bir kanıtıdır.

 

  Velhasıl, başkalarını boyunduruk altına alıp her istediğini yaptıranlar şimdilerde Kolomb kadar açık sözlü değiller. Kah “dostumuz” oluyorlar, kah “meşruiyet kazandıranımız”, kah “müttefikimiz” oluyorlar. Hatta öyle alışmışız ki "Terk edilmişlik hissediyoruz. Bu nasıl dostluk?" veya"Dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız" serzenişlerinde bile bulunabiliyoruz. Dışardan ya da içerden nasıl görünürse görünsün özünde kafa hep aynı: Kolomb kafası!

kolombkafasıgüçolduğunuilkkahbilindikkonuşmadeğilöğretmenüzerindensadece

💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz

💬 Okuyucu Yorumları (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!

Instagram