Egemenlik ve Siyasi İlahiyat Modern devlet kuramının bütün önemli kavramları, dünyevileştirilmiş ilahiyat kavramlarıdır. Bu durum sadece tarihsel gelişmeleri dolayısıyla değildir. Çünkü bu kavramlar ilahiyattan devlet kuramına aktarılmışlardır. Siyasi İlahiyat/ Carl SchmittSiyasi İlahiyat ve Kralın İki Bedeni, bu haftanın bendeki “Enleri”. Seviyorum kafa yormayı/yoranları! Önümüze hazırca konulmuş ve bizim için günü birlik meşruiyetler oluşturan onca meselenin, enine boyuna düşünülüp tartışılmış/tartışılıyor olması umut verici. Popülist politik gündemlerin hızla değişen söylemlerinde, hoyratça kullanılan onca kavramın, kuramın ve kuralın hiç de öyle olmadığını görmek de ayrı bir huzur yayıyor zihnime. Aklın bir sonraya adım atması, kendi dününü daha anlaşılır ve pratize edilebilir kılıyor. Sıradan cümlelere sıkıştırılan koca koca kavramların, inleyen feryatlarını duymaksa acı veriyorakla. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ile egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır arasında kopartılan fırtınaya, egemenlik nedir sorusunu sorduğumuzda bunun pek de düşünülmemiş olduğunu görmek fırtınayı anlamsız kılıyor. Bir o kadar da yazık edilmiş yıllar çıkarıyor ortaya. Zira bu kavga olurken egemenlik farklı bir rotada yoluna devam ediyormuş. 1876 tarihli Kanun-i Esasi ile kurulan Meclisi Mebusan veMeclisi Ayan’dan oluşan Meclisi Umimi’nin temel çatışmanoktası da egemenlik değil miydi. Bir tarafta padişah ve onun seçtiği temsilcilerden oluşan Meclisi Ayan, diğer tarafta egemenliğin bu halinden rahatsız olanların uzun çabaları ile oluşan Meclisi Mebusan. Aslında batıda bütün bu olan bitenin temelinde, kilisenin Tanrı adına Tanrı’nın otoritesinin temsilcisi oluşuna karşı gelişen olaylar üzerinden ortaya çıkan bir egemenlik tartışması vardı. Biz de olan ise Allah’ın temsilcisi gibi bir durum olmasa da Yavuz’un Hilafeti ile başlayan süreç işi bu noktaya yakın bir hale getirmiştir. Başta naklettiğim alıntıya dönersek mesele egemenlik üzerinden yürütülen tartışmaların temelinde kullanılan kavramların birinden diğerine geçmesinden çok, ortaya çıkan sonucun ne olduğudur. Cumhuriyetle gün yüzünde kendine serbestlik bulan egemenlik hakkının millette olduğu/olacağı fikri, sonuç itibariyle, bir tek parti hegemonyasına dönüşmüştür. Ve bugün gelinen noktada hala bir millet egemenliğinden söz etmek mümkün olmamıştır. Belki de artık konuşulması gereken, Dünya Egemenliğinin kimde/kimlerde olduğudur. Zira dünya artık ne büyük ne de uzak. Siyasal ilahiyat ise hâlâ bu anlamda seküler devlet anlayışına kaptırdığı kavramlarına yeniden dönebilecek bir dil geliştirememiştir. Bütün dünyada bu egemenlik serüveninin“kârlı çıkanı” ise Liberalizm ve Kapitalizm olmuştur dersek abartmış olmayız.
Kırıkkale Haberleri
Yayınlanma: 12 Eylül 2025 - 14:04
Mehmet Akkaya; Siyasi İlahiyat
Kırıkkale Haberleri
12 Eylül 2025 - 14:04












