Mümtaz Sıddıyk Ağam

Yayınlanma: 10.09.2026 - 18:10
Güncellenme: 11.09.2026 - 13:13
Haber Editörü: Ayrıntı Medya
Mümtaz Sıddıyk Ağam

Sanırım 90’lı yılların sonunda tanıştık Mümtazla. Zafer Caddesinde, Saray İş Hanında (pasaj içi), camında Hicaz Pazarı yazan mütevazı bir Kitabevi işletiyordu. İşletiyordu dediğime bakmayın, kitapların içeriğinden müteşekkil bir dava mantığı daha belirgindi dükkânının ambiyansında. 

İyi giyinirdi gardaşım. Ben ona gardaş derdim, o bana ağam derdi. Kendi dünyası o dükkânının içine sinmişti. Güler yüzlü, naif,  birazda köylüydü Mümtaz. Dilinden davranışlarına kadar böyleydi, yani tepeden tırnağa doğal bir insandı. Bütün hayatını inandığı değerler üzerinden dizayn etme çabasını hiç elden bırakmadı. Esnemedi hiç. Bedeli neyse de ödedi ya da inadına ödetti kendine. 

İyi çiğ köfte yapardı. Kendine ait bir malzeme listesi ve tarzı vardı. Evindeki odası da mini bir kitabevi gibiydi. Zaman zaman bize çiğ köfte yapardı o odada. Sohbeti bir kıvama gelirse az da olsa kendi özelinden de bahsederdi. Bir keresinde: Şimdilerde çok bozulduk, eski samimiyetimiz yok, ben eskiden her namaza yöneldiğimde Kâbe’yi görür öyle dururdum namaza dedi. İrkilmiştim bunu duyduğuma. Onun bu tarafı temiz arı duru bir yerdi. Cömertliği de oradan beslenirdi. Kendinin olanı değil de sahi olmayan bir şeyiikram eder gibi sunardı verdiğini. 

 Âmâ bir Ahmet Amca vardı caddede dilenen, ara sıra dükkana gelir, selam verir, sonra Mümtaz’a para uzatır borcumu al şuradan derdi. Sorardım bu ney gardaş diye: Bazen ihtiyacı olunca benden borç ister, olunca da getirir verir derdi. Ahmet Amca, Mümtazla arkadaşı, kardeşi gibi bir ilişki kurmuştu. Ne var bunda demeyin. Bu İslam’ın insan ilişkisine koyduğu son noktadır. 

  Soyadı aslında “Çıpa” idi. Mahkeme kararıyla kendisi değiştirmişti. Hakimin karşısına sözlükle çıkıp istediği soyadı olan “Sıddıyk” kelimesinin orijinalinin Sıddıyk olduğunda ısrar etmesine rağmen, aradaki Y harfi konusunda hakimle anlaşamamış ve soyadı Sıddık olmuştu. 

Sonra “büyü” bozuldu, bir şeyler ters gitti. Mümtaz’ın dünya hayatı evirildi, sınavı çetinleşti. Farklı farklı işlerde çalışmak durumunda kaldı. Bir işte 6 ay çalışır sonra işten ayrılırdı, görünce sorardım gardaş bir şey mi oldu. niye ayrıldın işten derdim, o da bana, bu 6 ayın kazancından biriken 1 yıl falan yeter bana, biraz da okuyup ibadet edeyim derdi.

Farklıydı Mümtaz! 

Sonra az görüşür olduk. Hasta olduğunu duyunca evine ziyaretine gittim. Hastalığına da kendince yaklaşıyordu; Uzun süre gitmemiş doktora , gittikten sonra dediklerini de pek dinlememiş. En son ağırlaştığını ve palyatif bakıma yatırıldığını duydum. Barış kardeşimle ziyaretine gittik. Metanetliydi! Bize Kalem Suresi 37,38,39 a atıfla elbette hayat bizim istediğimiz gibi olmuyor dedi. Vedalaşmadı bizimle, kavuşulacak bir yere gideceğini ve bizim de burada geçici bir hayat yaşadığımızı biliyordu. 

  Aslında insan uzun bir hayat yaşıyor. İçine bir çok acının ve sevincin sığdığı uzun bir hayat. Yaş, bizim saydığımızdan daha fazla bir şey. 58 Mümtaz’ın yaşıydı ama yaşadıkları bir kaç sayıya sığmayacak kadar kocamandı.

Ömrü boyunca bu çağın içinde kendine ve tüm Müslümanlara, Müslüman kalacak ve Müslümanca yaşayacakbir yer aradı. Belki böyle bir yer yoktu, belki hiç olmamıştı ve belli ki Kalem Suresi son zamanlarda ona bunu hatırlatmıştı. Belki o da bunu bize nasihat olarak, bu yüzden hatırlatmıştı.

  Ruhun şad makamın âli olsun gardaş.

Senin yerine de söylüyorum:

AMİN AĞAM.

mümtazsıddıykağamgardaşderdihayatbanahiçkendinebizebunusoyadı

💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz

💬 Okuyucu Yorumları (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!

Instagram