
Eşraf: Bir muhitteki eski, köklü ve güvenilir aileleri belirtmek için kullanılır. Osmanlı Devleti'nde eşraf; nüfuzu, mal varlığı ve saygınlığıyla yerel halk üzerinde etkili olan kişileri ifade ediyordu.Eşrafın varlığı, aynı zamanda bir yerleşim yerinin köklü bir geçmişi olduğunun da belirtisidir. Bir çok yönden ele alınıp yerleşim yeri (köy, kasaba, şehir) ile ilgili çok yönlü okumayapılabilecek bir özelliği vardır eşrafın.Varlığı ayrı, yokluğu ayrı bir değerlendirme ölçütüdür. İdeolojik bakışla olumsuzlukları üzerinden de çok yönlü bir toplum değerlendirme fırsatı sunar eşraf. Sol, feodal toplum ve burjuva tanımlamasını hızla yapsa da bu kavramlar her toplumsal yapıda yerli yerine oturmaz. Örneğin ülkemizin doğusunda hâlâ devam eden ağalık/köy sahipliği dahi bu kavramlarla tam olarak açıklanamaz. İslam’da bu duruma tam denk düşmese de yakın ilişkili iki kavram vardır ve genel bir okuma fırsatı verir. Bunlar: Mele ve Mütreftir. Mele ve Mütref, Kur'an-ı Kerim’de genellikle birlikte anılan iki sosyolojik kavramdır. Mele toplumun siyasî ve sosyal anlamda önde gelen elit sınıfını tanımlarken, mütref bu zümrenin sahip olduğu aşırı zenginlik ve refah sebebiyle şımarıp azgınlaşan halini ifade eder. Bu durum aslında aynı zümreyi önce genel yapısıyla sonra da içlerinde oluşanolumsuz davranış biçimleri üzerinden tanımlamaktır. Mele’nin karakteri Diyanet Vakfı Ansiklopedisinde şöyle tanımlanır: Peygamberlerin getirdiği ilâhî mesajlara ve sosyal adalete karşı çıkan, kendi çıkarlarının ve geleneksel statülerinin sarsılmasından korkan kimselerdir. Mütref’inkarakteri ise İslam Araştırmaları Merkezince, “dünyevi nimetlere o kadar boğulmuşlardır ki, bu durum onları şımarıklığa (başıboşluğa) ve sorumsuzluğa sürüklemiştir. Gücün ve zenginliğin verdiği sarhoşlukla yoksulları ezer, hakka ve adalete sırt çevirirler” şeklinde tanımlanır. Güncel bir tanımlama olarak “zengin ahlaksızlığı” da buna karşılık gelir. Azgınlığın ve sapkınlığın ortalama akılla anlaşılamayacak boyuta ulaşması da bu ahlaksızlık kapsamındadır.Sonuç olarak bir topluma adalet hakim olmuş ve ahlaki değerler ne kadar gelişmişse eşraf da bundan payını alır ve bugelişime katkı sunan bir üst kültür üreticisine dönüşür. Eğer bir toplumda bütün değerler aşınmış ve adalet zayıflatılmışsa “eşraf” orada bir güç odağına dönüşmüş, uçsuz bucaksız bir ahlaksızlık üretiliyor ve toplum sömürülüyor demektir.














