
Söze “Nerede o eski bayramlar?” diyerek başlamayacağım. Başlıktan maksadım da o değil. Oturduğumuz yerden, yurt içi ve yurt dışındaki birçok insanla kolayca bayramlaştık. Hiç aklımıza gelmeyen isimlerle bile sosyal medyada karşılaştık. Kim bayramı nerede geçiriyor, ona kadar öğrendiğimiz dostlarımız oldu. Hacda olanlardan tutun da Afrika’ya kurban bağışlarını kestirmeye gidenlere kadar herkes hakkında bilgi sahibi olduk.Yanı başımızda kurban kesemeyenleri kolay tespit edemesek de birçok ülkeye bağış yoluyla kurbanlar gönderdik. Olası misafirlerimiz için ise kasaptan aldığımız etlerle kavurmalar hazırladık.Değişen iletişim kolaylıkları, hayatımızda birçok şeyi de değiştirdi. Elbette yüz yüze görüşmek çok daha önemli ama artık kimse “Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler.” diye türkü yakıp uçan kuşlardan malumat alma hayali kurmuyor. Efendim, “Hayal de önemli.” derseniz; artık yapay zekâ ötesini hayal edebilmek daha önemli hâle geldi derim. Eskiden deri toplama kavgaları olurdu, artık o da kalmadı. Deri para etmiyormuş. Belki de kart/barkod okutmalı hayır dönemi de bunda etkendir. Sağlık olsun; hani derler ya, çark bir şekilde dönüyor.Değişim, belki gelişim olarak adlandırılınca kendini kabule zorlayan bir şey ama insan, kontrolün merkezinde olduğu sürece her değişimle kendini yenileyebiliyor.Sanalın sağladığı görüşme kolaylığı, kendini kabul ettirişinin en etkin sebebi olsa gerek. Yüz yüze, canlı canlı, kameralı görüşmek; sarılmanın, koklamanın yerini tutmasa da en azından insanı gurbet türkülerine mecbur bırakmıyor. Hadi, Ramazan Bayramı olur diyelim; “Kurban nasıl olacak?” derseniz, videosunu çekip yollayan bağış kurumları da var. Yani Eşkıya filminin bilindik repliğindeki gibi: “Sanal artık her yerde.” İstediğimiz kadar anılarımıza atıfta bulunalım, yaşadığımızın sanal değil gerçek olduğunu hepimiz biliyor ve kabul ediyoruz. Bugün bu (sanal) yolla hepinizin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Eğer duygusunu hissetmek istiyorsanız, İbrahim’in (a.s.) İsmail’i nasıl kurban ettiğini hatırlayın ve onu gözünüzde canlandırın ki bu da sanal olur. Yani her şey insanda bitiyor. Daimî’nin dediği gibi:“İlim bende, kelam bendeNice nice âlem bendeYazar levhî kalem bendeMadem ki ben bir insanım” Velhasıl insan ki Allah’ın:“Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!”(Secde Suresi, 9. ayet) dediğidir.












