Marmara bölgesinden Anadolu’ya sanayi göçü planlanıyormuş. Ülke sanayisinin %70 inin sıkıştığı bölgeden böyle bir göçün planlanması son derece önemli ve gecikilmiş bir karar.Bölgedeki deprem riski ilk sebep olarak zikredilse de birçok sebep zaten bunu zorunlu kılmaktaydı. Yerinde ve doğru bir karar olmuş. Ancak kararın doğru olması uygulamanın, olsun da nasıl olursa olsun şeklinde olmasına fırsat vermemeli.Bu karar ülke gerçeğinin ve geleceğinin doğru okunduğunu göstermesi bakımından da çok önemli. Ancak bizde işler doğru planlansa da uygulamada uzun vadeli düşünülüp sorunsuz ya da sorun azaltıcı bir süreç izlenmez. Bu oldum olası böyledir. Bir şehre (ihtimal) 20.000 istihdam sağlayacak bir sanayi yükü taşımak o şehirdeki her şeyi doğrudan etkiler. Tarımdan köy yaşamına, imardan alt yapıya, konut stokundan kiraya, eğitimden sosyal yaşama, ticaretten çevre sorunlarına... vb.birçok konuda etkileşim kaçınılmaz olur.İlk bakışta istihdam açısından kulağa hoş gelse de sanayileşme, kültürü ve değerleri de doğrudan etkiler. Sanayi devriminden itibaren dünyadaki değişimi okuduğumuzda bunun kaçınılmaz ciddi sorunlar yumağını da beraberinde getirdiğini görüyoruz. Çarli Çaplin (Charlie Chaplin) filmlerinden hepimizin aşina olduğu sorunlar “makinanın” dönüştürücü gücünü gözler önüne serer.Marksın kapitalizm çözümlemeleri işin daha korkunç olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İnsanın önce emeğine sonra kendine yabancılaşması ve bir ŞEYE, NESNEYE dönüşmesi süreçteki kaçınılmaz sorunların temelini oluşturur. Bizim ortak kültürümüz nedense hiçbir zaman çözümleyici olamamıştır. Daha çok kabullenici(kaderci) bir reflekse sahiptir. Bu da değer aşınmalarında eylemsiz şikayetçi bir dilden öte tepki üremesine engel olmaktadır.14 il belirlenmiş, Samsun, Kastamonu, Amasya ve Mersin dışında 10 ilin tamamı İç Anadolu bölgesinde. Kırıkkale yok bu iller arasında. Normal bir durum bu, Kırıkkale kendi sanayileşme sürecinde savunma sanayi ağırlıklı olarak zaten yoluna devam etmekte. Uygun arazi bulunamadığı şeklinde bir açıklama yapıldığı da söyleniyor. Hepimizin bildiği gibi fabrika kurulması fizibilite çalışmalarıyla başlar. Ayrıca 3 şeye yakınlık önemlidir. Bu 3 şey temel kabul edilir. İş gücüne, hammaddeye ve pazara yakınlık. Elbette tercih edilen illerle ilgili bunlar ve daha fazlası düşünülmüştür. Bu illerin bulunduğu bölgeler Karadeniz, Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleridir. Bölgelere göre kapasite dağılımı nedir henüz bilmiyoruz. Mutlakakapasite dağılım planı da bellidir. En azından fizibilite düzeyinde böyledir. Burada akla gelen önemli soru şu: Tercih edilmeyen bölgeler neden tercih edilmedi? Uzun yıllardır devlet yatırımlarının bölgesel tercihinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin ihmal edildiği ve bunun üzerinden bir propaganda dili geliştiği biliniyorken ve zaman zaman Özal ve Erbakan başta olmak üzere bazı politikacıların bu bölgelere yapılacak -sanayi başta olmak üzere- yatırımların bugünlerde de üzerinde önemle durulan Terörsüz Türkiye için katkısının büyük olacağı öngörüsü neden dikkate alınmamıştır kamuoyuyla paylaşılmalıdır.Bütün bunları düşünürken İnşallah iller seçim sonuçlarıyla renklendirilmiş haritaya ve oy kaybına bakarak belirlenmemiştir demekten de kendimi alamıyorum vesselam.
Söyleşi
Yayınlanma: 03 Şubat 2026 - 18:34
Sanayi göçü
Söyleşi
03 Şubat 2026 - 18:34















