
İslamcılık Kemalizm’e mi Yenildi?
Mehmet Metiner'in geçenlerde paylaştığı yazısının özeti sayılabilecek şu cümle -“Kemalizm’in en sert ve en ödünsüz hasmı olan İslamcılık bile Kemalizm’e yenik düşmüştür. “- üzerinden fikir beyanında bulunan bazı arkadaşların Metiner’i fazla ciddiye aldıklarını düşünmekle beraber bu arkadaşları ben ciddiye aldığım için mecburen birkaç kelam etme ihtiyacı doğdu bende.
Bir de Bülent Arınç'ın özeleştiri nev’inden “Bu toplum aziz millet olmaktan çıktı. Dindarlık şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Millet Müslümanlığı bıraktı. Başörtüsünü terk ediyor. Namazı terk ediyor” sözlerini, hükümete ya da AK Parti’ye yönelttiği günlere denk gelişi bu bakış açısını ele almayı zorunlu kıldı.
1. Metiner’in kastettiği İslamcıların, Siyasal İslamcılar, yani politika yoluyla fikirlerine hizmet edeceklerine inananlar olduğu çok açık.
2. Metiner bu işin neresinde-ydi derseniz, gelgitli bir çizgide, hiç bir oluşumun aslisi olamamış, oldum olası yancı nev’inden bir konumda pozisyonlanmış olduğu da çok açık. Zira İslamcı Kürtçülük, Dem çizgisi, Hasan Cemal demokratlığı, Refahlı belediyecilik, AK parti konforculuğu gibi çizgilerin “adamı” olması söylediklerini hangi çizgiden anlayacağımızı da zora sokuyor!
3. Bülent Arınç kendi tabiriyle var olduğunu söylediğin “özgül ağırlığının” menzilini tutturamayıp, şartlara göre eleştirel çıkışlar yaparak bazen kendine bazen de yakınlarına pozisyon elde eden bir duruma evirildiğinin farkına varması gereken bir isim.
4. Kemalizm zaten tanımı ve etkisi itibarıyla henüz bir netlik kazanamamış, hala adıyla iş görme kabiliyeti yüksek bir cephe konumlanması olarak tesir hissettiren bir aba altı sopası.
5. Bu iki isim, ne dışarda bir arayış ne de bir hedef tahtası aramak yerine kendi serüvenlerini sorgulasalar kendileri için daha faydalı olur kanaatindeyim.
6.Siyasal İslamcılık olarak meseleyi ele almak daha mantıklıdır. Ve eğer bir yenilgi, bir kuşatılmışlık ve bir çürümeden bahsedilecekse ki edilmelidir, bunu Siyasal İslamcılık kendine kendi eliyle yapmıştır. Ve bunda her iki isim de pay sahibidir.
7.Yaşanan süreçte en ağır tablo ise Siyasal İslamcıların pervasızca tükettiği yaşanmışlıklardır. Yakın tarih boyunca dindarlara yaşatılan bütün mağduriyet ve mahkûmiyetleri bagajına alarak yola çıkıp, yolun sonunda eğer bir yenilmişlik ve dönüşmüşlükten bahsedilecekse ki edilmelidir. Siyasal İslamcılık kendine yenilmiştir ve merkez sağa konumlanıp liberal ve seküler bir anlayışa dönüşmüştür.
8.Bence de bu sürecin doğru bir okuması yapılmalıdır. Bu hem toplum nazarında durumun netlik kazanması için hem de bu sürece bağlantılanıp topluca anılan ama aslında özü itibarıyla sadece sürece mağduriyetlerin giderilmesi adına kerhen destek verenlerin ayrıştırılması için doğru bir çalışma olacaktır vesselam.















