Kırmızı Çizgiler Ülke olarak konuşması zor, izahı alt izahlara muhtaç ve kabulü kolay olmayan hassas konularımız var! Bunun ana nedeni vesayetle yönetilmemiz ve bir türlü eşit vatandaşlık temelli bir güven toplum olamayışımız. Vesayetin odağı değişse de varlığı hiç ortadan kalkmıyor. (Askeri vesayetin ortadan kalkmasına ve bunun baş aktörü olduklarına sevinenlerin geldiği nokta da bir vesayet değil midir.) Mahkumları, çoğu zaman da mağdurları değişse de işleyişi değişmeyen bir alışkanlık, kronik bir veba gibi başımızdan hiç gitmiyor. Bir türlü yerleş(e)meyen bir yönetim/yaşambiçimine mecbur bırakılışımız ve bu biçimle kavgalı kitleler değişse de kavganın her değişimle yeniden üremesi güven sorununu sürekli diri tutmaktadır. Her kavga dönemi, toplumsal hafızamızda kendine has kırmızı bir hat bırakıp geçiyor. Zamanla ana hatlar kendi içinde yan hatlar doğuruyor ve zor bir sarmal oluşumu kaçınılmaz hale geliyor. Yakın dönem örneklerine bakıldığında ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır. Cumhuriyetle birlikte bir kronolojik sıralama yapsak; Cumhuriyet “modernleşmesinin” dindarlarla arasında oluşan bitmeyen hesaplaşma. Dersim üzerinden yaşanan/yaşatılan dramın, yerleştirilmeye çalışılan rejimle o bölge insanı ve onlarla aynı duyguları paylaşan insanlar arasında oluşturduğu kırılma.Şeyh Said’le sembolleşen ve rejimle (Sevr-Lozan ikilemine sıkışan) bölge insanı arasında yaşanıp kapanmayan yaralar. Sonra sonra bunlar evirilerek öyle belirgin başlıklarla büyüdü ki bugün gelinen noktada artık mesele; Laik-Anti Laik, Alevi-Sünni, Türk-Kürt... başlıklarında ve Kemalist-İslamcı, ki Alevilik Kemalizm’le garip bir şekilde olumlayıcı bir sentezle ve çoğunlukla da Solla yoluna devam etmekte, Sünnilik Muhafazakarlıkla İslamcılık arasında Sağcılıkla yoluna devam etmekte, Milliyetçi-Marksist, hatta Vatan Sever-Vatan Haini uç noktasına kadar uzanan bir yelpaze gibi alt başlıklarıyla yoluna devam etmekte. Tüm bunlara ek 1980 öncesi yaşanan Sol-Sağ çatışmaortamı, 40 yıldır devam eden terör ve buna bağlı oluşan acılı hafıza, hiç öngörülemeyen bir şekilde 15 Temmuzla zirve yapan Devlet-“Paralel Devlet” çatışmasından doğan pratik sonuçlar, her geçen gün birlikte yaşamayı zorlaştıran yeni bir bagaj oluşturmaya ve mevcut bagaj hacmini büyütmeye devam ediyor. 20 li yaşların Bahçeli-İmralı gündemine dair neler hissettiğini çok merak ediyorum. Bizim kuşağın 50 li, 60 lıyaşların hissiyatı öyle yaralı ki bizim ne kadar zorlasak da bu gündemi ve bize yapılan izah ve kabule zorlayıcı propaganda dilini kabullenmemiz mümkün gözükmüyor. Gündem nereye evirilirse evirilsin kronik çatışma hatlarımızda evirilmekten geri durmuyor. Tıpkı bir virüsün yeni varyantlarla yaşamaya devam etmesi gibi bu çatışma hatlarımız da toplumsal damarlarımızda yaşamaya devam ediyor. Velhasıl, hayal ve umut iyi ki var ve unutmayalım ki önümüze konulan kalıplarla düşünmek zorunda değiliz.Kimsenin makamı da kimseye haklı olma hakkı vermez! “Şehit cenazesine geciken Paşaya fırça atan Muhsin Yazıcıoğlu’na Rahmetle...”
Söyleşi
Yayınlanma: 27 Kasım 2025 - 17:50
Kırmızı çizgiler
Söyleşi
27 Kasım 2025 - 17:50














