
Muhsin Başkan: Herkesin bildiği ADAM. İsmet Özel onun için, “Ülkede ileride cumhurbaşkanı seçilebilecek tek kişiydi; onun için öldürüldü.” dedi.Bu cümle, Muhsin Başkan’ın toplumdaki karşılığının hem özeti hem de derinliğidir.Zor zamanların cesur ADAMI. Şehit cenazesine geciken komutanı fırçaladı, Olmadı; Sincan’da yürütülen tanklara karşı, namlusunu millete çevirmiş askere selam durmam dedi.Herkesin korktuğu yerde korkmayan ADAM.Şehrimizin Yusuf yüzlüsü İrfan (Toptaş) abi anlatmıştı:“Mamak’ta ihtiyaçlar için aramızda toplanan paradan, Muhsin Başkan için bir askere rica ile bir krem aldırmıştım. Yüzü çok kötüydü; bu yüzden yaptım. Ama o günlerce benimle konuşmadı. ‘Hepimiz için toplanan paradan nasıl olur da bana özel bir şey aldırırsın?’ dedi.”Sınıfsız ADAM. Her karşılaştığımızda ve her konuştuğumuzda tıpkı sizin gibi ve sizin kadardı. Dinlerken de söylerken de aynıydı. Cezaevindeki yıllarını anlatanlar, bunun “karşı görüşlüler” için de aynı olduğunu söylüyor.Kendisine zulmedenlerin bile saygı, hatta zamanla mahcubiyet duyduğu bir adamdı.Merhum Erol Dok, cenaze törenini anlatırken şöyle demişti:“Mamak’ta bize işkence eden birini de gördüm törende; ağlıyordu. ‘Sen ne geziyorsun burada?’ diye sordum. ‘Delikanlı adamdı, helallik almaya geldim.’ dedi.” “Yaşarken kıymeti bilinmedi.” deniyor ya hani…Yok, bilinmiş! Herkesin gönlünde adım adım büyüdüğünü biz görememişiz ama düşmanları görmüş. Görmüş de kıymış ona; hem de bir ülkenin yarınıyla birlikte kıymış.Öldükten sonra da yaşayan ADAM. Hiçbir insanın ömrü, nefesi tükendiği gün bitmez. Canı alınır, cesedi toprağa verilir ama yaşamaya devam eder. Canlıyken kendisi belirler bunun süresini ama o da bunun ne kadar olacağını bilmez.Adamlığın mihengi olan ADAM. Her ölüm yıl dönümünde arkadaşları, aile efradı ve sevenleri onu anlatıyor. Her seferinde yeniden tanımlanıyor ve milletin hafızasında daha da büyüyerek yaşamaya devam ediyor. Tarih bir gün buna nokta koyduğunda, artık onun hayatından yapılacak çıkarımlar bu ülkenin gençlerine ışık tutacak.Yarını aydınlatan ADAM. İnsanlara önder olan kişiler için en büyük risk, davanın önüne geçecek kadar “büyümek” veya “büyütülmektir”. Muhsin Başkan hakkında ne söylerseniz söyleyin, ne kadar büyütürseniz büyütün; o mütevazı bir şekilde aradan çekilir gider ve siz doğrularla baş başa kalırsınız. Ya siz olup yola devam edersiniz ya da korkar geri çekilirsiniz.Ekmeğini bölüşen değil, sessizce önünüze bırakıp giden ADAM.Hepimizin bildiği hikâyedir:Muhsin Yazıcıoğlu bir gün Ankara Kızılay’daki Ziraat Bankası şubesine girer.Tek başınadır; yanında koruması ve şoförü yoktur.Ne yapacağını bilemez hâlde bankanın içinde dolaşırken yanına gelen banka görevlisi:“Başkanım, nasıl yardımcı olabilirim?” der.Muhsin Başkan cep telefonunu çıkarıp bir mesaj gösterir ve:“Bu numaraya para göndereceğim.” der.Görevli:“Başkanım, isim yok. Tanıyor musunuz?” deyince…Muhsin Başkan:“Benim cep telefonuma ulaştıysa tanımasam da olur.” der ve cüzdanını çıkarıp tüm parası olan 500 TL’nin 450 TL’sini gişe görevlisine uzatır.Gişe görevlisi numarayı alır ve ismi öğrenmek için mesaj gelen numarayı arar.Karşısına bir bayan çıkar:“Ben İstanbul SSK Hastanesinde hemşireyim. Bir hastamız mesaj atmamı istedi.” der.Hastanın ismini duyan Muhsin Başkan’ın gözleri dolar ve:“Ya Rabbi, ya umursamasaydım…” der.Hasta, hastanede beş parasız kalmış; Ülkü Ocakları davasından yargılanmış bir ülkücüdür. Velhasıl; bir ülkenin hafızasına adam olmayı kazıyan ADAM:Muhsin Yazıcıoğlu.













Allah razı olsun kardeşim, ne guzel yazdirilmis, yüreğine kalemine saglik