
Yönetim, başkaları vasıtasıyla iş görmek” Yönetişim ise “başkalarıyla birlikte iş görmektir.” Boşluk, yokluk gibi görünse de doldurulma potansiyeli taşıyan bir varlıktır. İş görmek , her iki tanımda da yönetimin ve yönetişimin varlık sebebini ortaya koyar. Boşluk ise iş görme fiilini en hafif tabirle aksatır.Tarih, Devlet adamlarına hitaben yazılmış risale ve nasihatlerle doludur. Bir çoğu kendi medeniyetinden aldığı anlayışla yazılmış olsa da zaman zaman medeniyet tasavvurundan bağımsız, mevcut şartlar göz önüne alınarak yazılmış olanlar da vardır. Tabi bir de bu nasihatnameleriyazma cesareti/fırsatı bulma sorunu var. Kimisi yazıp bir dostuna emanet etmiş, ben ölürsem ve şartlar oluşursa bunu yayınla demiş. Kimisi yazıp bizzat krala, padişaha, hükümdara okumuş. Kraldan çok kralcı olup zorlayıcı ve yol gösterici bir dille yazılanlar bile var.Farabi, Nizamülmülk bizim medeniyetimizce yönetimesöylenmiş en veciz eserlerin sahipleridir. Batı medeniyeti için de Platon (antik Yunan filozofları) ve Machiavelli ilk akla gelen isimlerdir. Montesquieu, John Lock...vb gibi isimler ise günümüze daha yakın ve yasacı toplumların oluşumunu tetikleyen eserler vermiştir.Günümüzde bu işler “modern dönem” başlığı altında daha akademik ve kürsü diliyle tartışılıyor, hatta modernizm ukalalığı ile tek ve tartışmasız yöntem buymuş gibi sunuluyor.Tabi yersen.İnsan ve güç ilişkisi aksesuar değişiklikleri dışında hep aynıdır. Biraz ambiyans biraz da dil farkı dışında olan biten sonuçta güç ve insan ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Demokrasi ise bir cilalama malzemesi ya da ketçap-mayonez görevini ifade eder.Buraya kadar zikredilenler kabaca bir anlatım olsa da temel yaklaşımı ortaya koymaya yeterli olsa gerek. Tüm bunlar bir tercih olarak kabul edilebilir. Ancak hangisi tercih edilirse edilsin olmaması gereken en önemli şey BOŞLUKTUR. Boşluk bir zaaf göstergesidir, hızlıca fark edilir ve doldurulur. Dışardan doldurulduğu için de merkezi tahrip etmeye başlar. Ya da varlığı devam eder ve ilk zamanlaryönetimde aksaklık olarak görünse de yetersizliğin tesciliyle sonuçlanır.Yönetişim kulağa hoş gelen bir kavram, fakat burada dikkat edilmesi gereken tıpkı ibn-i Haldun ve bazı yakın dönem düşünürlerinin dikkat çektiği tesir alanı ve nüfus gibi demografik unsurları gözden kaçırmadan bir yapısal bütünlük oluşturabilmektir. Bu hem yerel yönetimlerde hem de merkezi yönetimde böyledir.Yönetimin elinizde olmasını yeterli görmek ve buradan duygusal güç aldığını zannetmek de bir başka yanılgıdır. Zira adil bir yönetim inşası yönetme yetkisiyle değil yönetim kabiliyeti ile alakalı bir durumdur vesselam.















